Ana içeriğe atla

Güçlü Olmak Zorunda Kalanlara

Hiç yorulduğunuz oldu mu, insanlara kendinizi anlatmaktan? Mesela boğazınızda takılı kalmış binlerce cümle varken, o cümleleri yutmak zorunda kaldığınız oldu mu? "Sen güçlüsün, çok şey yuttun bunu da yutarsın!" diyenleriniz oldu mu?
Olmuştur.
Peki sizin de "Ben neden güçlü olmak zorunda bırakıldım?" diye bağırmak istediğiniz zamanlar oldu mu? Benim çok oldu. Herkes bir şekilde yaşarken, birilerine sığınırken ya da birilerine doğru yaslanırken "Kendine yaslanan dik yürür!" lafını kendime hatırlatmak zorunda kaldım ben her seferinde. 
"Ağlamak zayıflıktır."
"Buna mı üzüldün?"
"Dik dur, sen güçlüsün!"
Gibi saçma teselliler ile avutuldum. Oysa ağlamanın zayıflık olarak görüldüğünü bile bile ağlayabilmek, güç göstergesi değil midir? Ya da birinin üzerine bir saniye bile düşünmeden kurduğu cümlelerden duvarlar örüp, o duvarlara günlerce mahkum olmak mümkün değil midir? Peki sevginin asıl gerektirdiği şey "hiç üzmemek" midir? Birini üzmeden yaşayabilmek mümkün müdür? Değildir. Ancak kırdığın gönlü telafi etmek mümkündür. Sevgi denen şey, tam olarak budur.
Diyeceğim o ki, ben güçlü olmak istemiyorum. Ben güçlü olmak zorunda bırakılmak istemiyorum. Okuduğum bir kitapta denk gelen bir cümleyle bile oturup ağlayabilecek kadar doluyken, hayatımda var olan şeylere karşı sürekli kendime yaslanarak yürümek zorunda kalmak istemiyorum.
Daha önce de dememiş miydim, "Acının da mutluluk gibi bir duygu olduğunu neden görmek istemez insanlar?" diye? Ben mutluluğumu kahkahalarla, üzüntümü hıçkırıklarla yaşamak istiyorum.
Ben yaşamak istiyorum.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İndirilen Gardlara

Sevgili okur, Ben bugün gardımı indiriyorum. Bugün, kendime zayıf olma, ağlama, üzülme izni veriyorum. Bugün hep tırmandığım o zirveden kendimi aşağıya bırakıyorum. Çünkü fark ettim ki, beni en çok yoran şeyler bunlarmış. Nasıl mı? Fark ettim ki, güçlü olmak zor bir eylem. Dik durmak, hep gülmek zor bir eylem. Ama asıl zor olan, kendini bunlara mecbur hissetmek. Ağlamak zor bir eylem, ama asıl zor olan kendini ağlamamaya zorlamak. Bu yüzden kendime bunlar için izin verdim. Karşılaştığım her zorlukta, başıma gelen her olayda "Sen güçlüsün", "Sen de böyle yaparsan..." tesellileriyle avutuldum, avutulduğumu sandılar. Ama ben bu cümlelerin her biriyle yeniden ağırlaştırdım sırtımdaki yükü. Evet, her şeye rağmen dik durmak, durabilmek çok güzel. Ama yeri geldiğinde eğilmek de çok güzel. Bunu bir ağaca benzetebilirsiniz. Sürekli dik durması için çabaladığınız bir dal, en ufak eğrilikte kırılır. Ama eğilmesine izin verdiğiniz bir ağaç, fırtınada savrulsa da yerini bulur, k...

Eksik Bir Şey Mi Var?

 "Eksik bir şey mi var hayatımda Gözlerim neden sık sık dalıyor Eksik bir şey mi var hayatımda Gökyüzü bazen ciğerime doluyor Öyle bir şey ki bu, kolay anlatamam Atsan atılmaz, satsan satamam Eksik bir şey mi var, anlayamam Bak çayım sigaram, her şeyim tamam Kalksam duraktan dolmuş gibi Arka koltukta unutulmuş gibi Terliklerimle, gelsem sana Sonunda aşkı bulmuş gibi" Ne yaparsanız yapın, olmayacakmış gibi hissettiğiniz zamanlar oluyor mu? Aldığınız nefesin göğsünüze takıldığı,göz yaşlarınızın içinize aktığını hissettiğiniz, "Eksik bir şey var!" diye çığlık çığlığa bağırmak isteyip de ciğerinize dolan gökyüzü ile nefes nefese sustuğunuz?  Peki ne sizce eksik olan? Sevgi mi? Belki. Peki şefkat? Neden olmasın değil mi? Kaç tane örnek verebilirsiniz bu eksiklere? Kiminiz tek bir örneğe sığdırır eksikliğini, kiminiz sayfalara sığdıramaz. Herkes, her şey bir yerde eksik değil  midir zaten? Hiç düşündünüz mü belki de eksik değil de fazla bir şey vardır? Mesela özlem. Hiç b...

Herkes Gider mi?

 Bazı insanlar öyle şeyler hissettirir ki o onlara özeldir. Kimsede bulunmaz, hem kimsede aranmaz da.  Mesela onlara bazı şeyleri oturup saatlerce anlatmanıza gerek yoktur. Ki zaten başkalarına saatlerce anlattığınız şeylerin yerini onlarda bir bakış tutar. Bir bakışla anlarlar nasıl olduğunuzu. Onlarla aylar geçirirsiniz, belki de yıllar...  Ama birden bir şeyler olur, bir şeyler kopar. Tamam başkasıyla onunla olduğunuz gibi olamazsınız ama onunla da eskisi gibi olamazsınız. Tüm ikili ilişkiler buna mahkum değil midir? Eskiden bir şeyleri onlara anlatınca rahatlardınız, tamam geçmezdi ama anlarlardı bilirdiniz. Hem anlayan birinin olduğunu bilmek kimi iyi hissettirmez ki? daha sonra ise "Nasılsa anlatınca geçmeyecek" diye düşünmeye başlarsınız. Bu onların bile artık anlamayacağını bilmenizden mi kaynaklı, ya da artık eskisi kadar umursamadığını düşündüğünüzden mi bilinmez. Belki de her ikisi..Sonuç olarak bir şey ya da bir şeyler uzaklaştırmıştır sizi. Ne kadar kötü de...